ne, nah çıktı!

Ocak 13, 2009

(çok saçma ve anlaşılmaz bir yazı, kimsenin anlamasına da gerek yok,sadece iç dökümü.anlayacakları tanıyorum zaten,zahmete girmeyiniz)

evet gördüğüm en güzel ve orjinal kareografi kesinlikle, “hayat sevince güzel” adlı filimde sergilenen danstır.zeynep değirmencioğlunun o şahane sözlerinin (insanlar kavga etmemeli, birbirlerini sevmeli,çünki hayat sevince güzel) hemen ardından zıplamaya ve uçmaya başladığı danstır.

daha sonra aklıma geliyor geliyor geliyor…
evet ” tamba tumba esmer bomba, tamba tumba,tumba tumba!” türkan şorayın neredeyse benimle aynı kalınlıktaki baldırlarıyla birlikte sahnelediği şahane görsel şölen, zik zak olarak kesilmiş şort paçaları…

of of ne diyeyim ben, ne edeyim.

bir de en güzel kareografi, “hunger” filmindeydi, hayatın en kıvrak dansı, isyan!
nefret ve öfkenin dünya üzerindeki çağ dışı ve katlanması dayanılmaz olan getirileri.
selin kardeşim gel bunu oku, senin ilhamınla yola çıkıyorum.

ne yolu e be salak, nereye ?
-sus ya buradayım işte dur, çekiştirme..

eyyyyyyyyyyyyyyy insiyatif duy beni, çıldırmış bulunmaktayım an itibariyle, entertainment for the braindead başlasın, eğlenmeli körpe beyinsizler.
gülücüklerinin arkasında tonlarca yalan saklayan,duyarsızlıktan nasırlaşmış iğrenç bedenler.tırnak batığı için inleyen, kafasını duvardan duvara vuran karaktersizler.
bence bu düşüncesizlerin değil hayat, onlar bir kaç hırsız, son anda atağa geçip, doğacak olan insanın bedenine giriyorlar, bir isim bulmak lazım bunlara, hmm
ne olabilir ne olabilir… buldum, cibiliyetsiz çeko sopstaklar olsun isimleri, doğmadan bir kaç saniye önce insan vücuduna giren.

sahtelikleriniz için size bir adet sigara yakıyorum ve içime bile çekmiyorum.
çünkü siz insansızlığa mahkum edildiniz, tüm insani duygularınızı yaktınız ve ben sizin yüzünüzden kendimden nefret ediyorum.

bütün öfkemi kusmam için bir kaç adet kağıt, bir tane de kurşun kalem verdiler elime, ama kalemtraş yok, her şeyin en derin sınırında gezinmek zorunda mıyım ? hayır değilim..
ama bunu seçtim!
ne olacaksa olsun! korkmuyorum lan.

siz görene kadar o sokaklarda gebertilen çocukları, gebertilen diyorum çünkü ölümü sofra başında yemek yerken izlediğiniz şey olarak nitelendiriyorsunuz! vazgeçmeyeceğim.

nefretimi asla soyunmayacağım, öfkemi hiçbir zaman saklamayacağım.
size söz veriyorum, asabiyetimi koruyacağım.
seninle gurur duyuyorum!-bu biri-
seni nereye koyacağımı bilemiyorum-bu biri-
sen ise bensin-bu biri–
seni özlüyorum-bu da biri-(oku bunu abla!)

diğerleri, sudan korkup da kağıttan kestikleri deniz üzerinde yüzsünler ve pembe elbiseli aciyi profiterol zannedip kaloriden korktugunuz için yememeye devam edin ! (pembe elbiseyle alakalı olan cümle, bir dosttan alıntıdır, selam ederim kendisine)

TANRIM BİZİ NEDEN İNSANLIĞIMIZLA CEZALANDIRIYORSUN ?

ben kim miyim ?
sadece “naz” değilim.
ben mutant NazX993847′yim.
hehehe

hydro

234567

breaking bad

Ocak 10, 2009

günümüz için muhteşem bir örnek, “dünya bir insanı nasıl çıldırtabilir“.
başrolde malcolm in the middle’dan tanıdığımız,evin babası, bryan cranston harikalar yaratıyor, hatta hayatımda izlediğim en iyi dizi performanslarından biri diyebilirim, kendisi aynı zamanda little miss sunshine‘daki stan grossman‘dı ki eminim bu ismi unutmak kolay olmamıştır izleyenler için.

diziye dönersek eğer, emmy ödüllerinde, en iyi dizi adaylığına sahip ve bryan cranston en iyi erkek oyuncu emmy’sini kaptı. kesinlikle hak ettiğine inanıyorum ki eminim izleyenler de buna inanacaktır. ayrıca albaquerque de çekilmiştir yani buradan da little miss sunshine ile bağlantılı. hiçbir alakası yok dizi ile filmin ama belirteyim dedim.

zavallı bir aile, zavallı bir baba ve iğrenç bir dünya..
dersinde terbiyesizlik yapan bir öğrenciye bile kızamayan bir öğretmen birden bire çığrından çıkar;
-fuck you bogdan …
+whaat !?!?
-i said fuck you, and your eyebrowns.
(bogdan patronu oluyor adamımızın)

0220breaking20bad20002_8971